+0 (452) 423 21 97
Bizimle iletişime geçin
Sosyal Medya

CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU

2022-07-28
CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU

CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU (TCK M.299)

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, TCK'da hakaret suçundan ayrı bir madde ile Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiştir. 

TCK madde 299'a göre bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlı olup  Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun alenen işlenmesi hâli, cezanın artırım sebeplerinden biri olarak sayılmış ve bu halde 1/6 oranda artırım yapılacaktır.


Cumhurbaşkanına hakaret suçu, takibi şikayete bağlı bir suç değildir. Dolayısıyla şikayet, ihbar yoluyla veya Kolluk/ Savcılıkça re'sen öğrenilmesi durumunda soruşturma başlatılır. Takibi şikayete bağlı bir suç olmamasının bir sonucu olarak, şikayetten vazgeçme, kamu davasını düşürmeyecek ve yargılama devam edecektir. Bu suç taraflar arasında uzlaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektirmez. Ayrıca dava zamanaşımı süresi de 8 yıldır. 


CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇUNUN UNSURLARI

1-Fail herkes olabilirken suçun mağduru ancak; seçilmiş, yemin etmiş ve halen görev yapmakta olan bir cumhurbaşkanı olabilecektir.

2-Serbest hareketli suç olup, sözler, imalı şarkılar, yazı, çizim, resim, nefreti gösteren hareketler ve bunun gibi her türlü davranışla işlenebilmektedir. Bu suçun her mecradan işlenebilmesi mümkün olduğu gibi günümüzde dava dosyalarının çoğu sosyal medyadan işlendiği iddia edilen fiillerle ilgilidir.

3-Suçun manevi unsuru genel kasttır. Yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur. Mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Saikin siyasi olması ya da hakaret fiilinin Cumhurbaşkanlığı sıfat veya vazifesiyle ilgili olması şart değildir.

EMSAL KARARLAR

Anayasanın "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde ise "...Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir..." şeklinde ifade özgürlüğü düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, Anayasa Mahkemesinde ve Yargıtay kararlarında her olgunun hakaret olarak değerlendirilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine ilişkin kararlar mevcut olup buna ilişkin Emsal kararlardan bazıları aşağıda sunulmuştur:

  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 15/12/2020 tarihinde, Osman Palçik (B. No: 2018/25073) başvurusunda da, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. Üçüncü olarak başvuru konusu olaydaki paylaşım kamuoyu tarafından tanınan bir siyasetçiye yönelik olduğu için kabul edilebilir eleştiri sınırları, sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında daha geniştir. Bu sebeple M.G.nin kendisine yönelik eleştirilere sıradan insanlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir.

 

  • YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ -KARAR: 2017/9587)

 

"...Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda sanığın katılanı hedef alarak gazetede yazdığı “Tencere Tava Hep Aynı Hava!” adlı yazısında; “Diktatör Tayyip!”, “Valin Gezi Park’a dokunmayacağız dedi. Ama İstanbul’un mülki amiri yalan söyledi. Dolayısı ile sen yalan söylemiş oldun. ‘Yalancı Tayyip’ Diktatör Tayyip! Tencere tava hep aynı hava dediğin protesto seni kelle paça yapacaklar! Haberin olsun!” şeklindeki ve eleştiri niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir..."

  • PAKDEMİRLİ–TÜRKİYE DAVASINDA AİHM KARARI

 

"...Kabul edilebilir eleştiri sınırları hususunda ise AİHM, sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında bu sınırların, halka mal olmuş bir kişi olarak hareket eden siyaset adamları için daha geniş olduğunu birçok kez kabul etmiştir. Siyasetçilerin fiil ve davranışları, kaçınılmaz olarak ve bilinçli bir şekilde, gazetecilerin olduğu kadar vatandaşların, hepsinden çok da siyasi rakibinin sıkı bir denetimine tabidir. Bir siyaset adamı, özellikle de kendisi eleştiriye yol açabilecek halka açık konuşmalar yaptığı zaman daha fazla hoşgörü göstermelidir. Elbette siyaset adamının namını koruma hakkı vardır, hatta özel yaşamının dışında bile, fakat ifade özgürlüğüne getirilen istisnalar dar bir yorumu zorunlu kıldığından, bu korumanın gerektirdikleri ile siyasi sorunların özgürce tartışılmasının getirdiği yararlar denge içinde olmalıdır..."

  • LİNGENS/ AVUSTURYA (B.NO: 9815/82, 08/07/1986) AİHM KARARI

 

“...Mahkeme, Sözleşme’nin 10(1). fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini gerçekleştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatır. İfade özgürlüğü, Sözleşme’nin 10(2). Fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olmaz. Basın söz konusu olduğunda, bu ilkeler ayrı bir öneme sahiptir. Basının, "başkalarının itibarlarını korumak" gibi çizilmiş sınırları aşmaması gerekmekle birlikte, kamunun menfaatinin bulunduğu diğer alanlarda olduğu gibi, siyasi meselelerde de haber ve fikirleri iletmek, yine basına düşen bir görevdir..."

Önemle vurgulamak isteriz ki, Cumhurbaşkanına hakaret suçunda sanığın savunma ya da deliller hakkında yapacağı herhangi bir yanlış, mahkumiyet hükmü sonucunu doğurabilmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunda etkin bir savunma için, yargılama süreci bir avukat ile birlikte yürütülmelidir.

Mollaoğlu Hukuk

Mollaoğlu Hukuk Bürosu

Hizmetlerimiz ile ilgili bilgi alabilmek için aşağıdaki telefon numaralarından ve sağdaki form'dan ulaşım sağlayabilirsiniz.
İletişime Geçin

Bizimle İletişime Geçin

Aşağıdaki formu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.